ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

S.Nazan Keskin - snkeskin@add.org.tr
ÖFKENİZİN ADINI DOĞRU KOYUN!
27 Şubat 2015 - 1181 okunma

Öfkenizin adını doğru koyun!
 
İç Güvenlik Paketi ile polis devletine, ( Faşizme) koşar adım gittiğimiz şu günlerde, bir biri ardına gelen genç ölümleri yaramıza tuz bastı, iktidara karşı duyduğumuz öfkenin ateşini daha bir körükledi…
İktidar; 26 maddesi meclisten geçen İç Güvenlik Yasa Tasarısı ile sıradan bir yasa değişikliği değil, hukuk devletini tamamen ortadan kaldırarak zaten fiilen hayata geçmiş olan faşist yönetimini yasal zemine oturtmak istemektedir.
Bu paket; baskının dozunu arttıracaklarının önemli bir işaretidir. “Öfke de bir siyasettir” diyen Cumhurbaşkanı ve havarisinin Cumhuriyet rejimine, Cumhuriyet’in kurucularına ve savunucularına ne kadar öfkeli olduğu bu kadar açıkken, paketin yasalaşması ile neler yapacaklarını, yaptıklarının dozunu nasıl arttıracaklarını öngörebilmek için siyaset bilimci olmaya gerek yok.
Öfke; saldırganlığın duygusal temelidir. Toplumumuzu; öfkenin ve sonucunda şiddetin hakim olduğu bir yapıya devşirerek kamplaşmalara yol açan bu anlayış, ülkemizde barışı onarılamaz boyutlarda zedelemiştir.
Emekli-çalışan, Genç-Yaşlı, Kadın-Erkek ayırmadan en temel insan haklarına pervasızca saldıranlar, insana saygıdan habersiz, toplumsal değerleri iğdiş edenler, her türlü farklılığı kullanarak toplumu her eksende bölenler, hepimizde her geçen gün katlanarak artan bir öfke sarmalına yol açtı. Zorbalıkları, saldırganlıkları, yolsuzlukları, soysuzlukları, arsızlıkları karşısında çenemizi sıkmaktan neredeyse dişlerimiz dökülecek hale geldik.
Küçük bir hatırlatma yapmakta yarar var; her madde, kendisine uygulanan kuvvete karşı bir direnç uygular, uygulanan kuvvete (Baskıya) bir dayanma kapasitesi vardır. Maddenin yapısı bellidir, aynı özellikleri taşır, dayanma kapasitesini hesaplayabilir, direnç noktasını tespit edebilirsiniz. Dayanma kapasitesini aşarsanız ya kırılır, ya kopar, ya dağılır ya da patlar!  Maddenin karşı direncinin sonuçlarını hesaplayabilir, önleminizi alabilirsiniz, uyguladığınız kuvvetin(baskının) dozunu ayarlayabilirsiniz. Ancak; toplumun dayanma kapasitesinin ne olduğunu bilemezsiniz. Toplumu oluşturan bireyler yatay ve dikey birçok farklı özellik taşır, homojen değildir. Dayanma kapasitesini ölçemezsiniz. Direnç noktasını tespit edemezsiniz. O nedenle, ne zaman hangi nedenle kırılacağını, kopacağını, dağılacağını ya da patlayacağını bilemezsiniz. İktidar şansını çok zorladı, toplumun patlama olasılığını göz ardı etti. Ancak, önemli olan; patlamanın etkili olabilmesi için zamanının doğru olmasıdır. O zaman; Haziran ayında yapılacak olan Genel Seçim’dir. Toplumca duyulan öfke, doğru adrese yöneltilmeli, öfkenin kontrolünde değil, öfkeyi kontrol ederek davranılmalıdır.
Uygar insanlar, içgüdülerini ve dürtülerini akıllarıyla kontrol ederler ve bu şekilde doğru kararlar alabilirler.
AKP iktidarına  son vermenin tek yolu geldikleri gibi göndermektir!
Peki, kiminle? İktidarın karşısında muhalefet eden tüm güçlerle elbette.
Bu cümle, özünde doğru olmakla birlikte, mevcut seçim sisteminde, ayakları çok da yere basmayan bir cümle. Çünkü; “Mevcut seçim sisteminde, barajı aşamayan partilerin oyları iktidar partisine yarayacaktır” ifadesi, ne yazık ki, somut bir gerçeğin saptanmasından başka bir şey değildir. İstatistiklerin, anketlerin büyük sapmalarla yanıldığı pek görülmemiştir, sandıktan ne çıkacağı bir aritmetik hesabıdır.
Bu gerçeklere rağmen, iktidarın karşısında bir cephe oluşturmak; bizim ülkemizde bir ütopyadır, bunu kimse inkar edemez çünkü bizde üzüm çöplü, armut saplıdır ve herkesin gözünün üstünde kaşı vardır…
“Önce Vatan” sloganını atılırken bile bunun için “önce bu iktidar sonlanmalı” gerçeği göz ardı ediliyor.12 Eylül referandumunda ”yetmez ama evet” diyenler, aynı yanılgıyla iktidarı güçlendirmediler mi?
Bir şeyi doğru tanımlamakta yarar olduğuna inanıyorum. Önümüzde bir genel seçim var. Ve bu seçim; CHP’nin değil, zorbalıkları ile hayatımızı, uygulamaları ile Türkiye Cumhuriyeti’ni tehdit eden faşist iktidarın tarihin çöplüğüne atılacağı bir seçimdir. Ne kadar öfkelenirsek öfkelenelim, CHP yi bu hale getirenlerden hesap sormak ve gereğini yapmak, ikincil iştir. Partinin ve Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinden uzak, Cumhuriyet değerleriyle pek de işi olmayan, üniter devlet yapısından rahatsız kişileri bağrına sokulmuş bir hançer gibi taşıyan Atatürk’ün partisi, varlığından rahatsızlık duyulan bu zatların eline bırakılamayacak kadar değerli ve önemlidir. 
Genel Başkan Kemal beyin nereli olduğu değil, partiyi kuran Mustafa Kemal’in ne hedeflediği önemlidir bence. Üstelik koyduğu hedefe yürüyeceğine dair and içmiş bir nesil için…
Hiç kimseye “oyunuzu şu ya da bu partiye verin” demiyorum, Ben;
· “Muhalefet cephesini güçlü kılmak, iktidarı sonlandırmak için, için egolarınızı rafa kaldırın, yan yana durabilmenin koşullarını yaratın, bu tarihi bir sorumluluktur, bir birinizin partisinin geçmişiyle, gelmişiyle uğraşacağınıza memleketin geleceğini karartan partiyle uğraşın ” diyorum.
· “CHP nin meclise göndereceği adayları belirleyeceği önseçimde oy kullanacak olanlar; Altıok’u yaşam biçimi olarak belirlemiş aday adaylarını meclise göndermeyi hedefleyin” diyorum
· “Muhalefet cephesindeki diğer partiler, enerjilerini CHP ye değil, iktidar partisine harcasınlar” diyorum.
· “-tencere dibin kara- edebiyatı yapmanın ne gereği ne de zamanı projelerinizi, politikalarınızı yarıştırın, samimiyetinize halkı ikna edin, afaki söylemlerle değil ayaklara yere basan sözlerle çıkın karşımıza” diyorum.
· “Öfkenizi yanlış yere akıtırsanız keskin sirke misali kendi küpünüzü delersiniz” diyorum.
·  “Yumruğunuzu bir birinize değil, bir yere vurun” diyorum.
·  “Bu ülkenin kurtuluşu Yeniden Kuvayı Milliye’den geçer, Mustafa Kemal Atatürk’ü örnek alın” diyorum
 
 
Yoksa…Bu iktidarın pençesinde günlerimiz ziyan olan gençlere ağıtlar yakmakla, çalınan geleceğimize ah vah etmekle, Kuvayı Milliye Şehitleri’mizin kemiklerini sızlatmakla geçer.
Siz öfkenizin adını doğru koyun ki, yüreğiniz yanılmasın!
Benden söylemesi…


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


S.Nazan Keskin Diğer Yazıları

08 Mart 2017 - YETMEZ AMA, ŞİMDİLİK…
08 Şubat 2017 - TERCİH MESELESİ
17 Ekim 2016 - YAZMASAYDIM ÇATLARDIM
19 Temmuz 2016 - 16 TEMMUZ; FAŞİZMİN SON PROVASIDIR.
24 Ekim 2015 - NEREDE KALMIŞTIK?
14 Mayıs 2015 - FITRAT!
16 Nisan 2015 - MİLLETÇE “TIK”LIYORUZ
19 Mart 2015 - MART KAPIDAN BAKTIRIR
16 Şubat 2015 - ÖZGECAN
22 Ocak 2015 - RAFTAKİ ADALET, TUTSAK DEMOKRASİ
18 Ocak 2015 - İSRAF OLACAKSAN DOĞMA ÇOCUK!
23 Ocak 2014 - “EĞİLMEDEN BÜKÜLMEDEN”
10 Ocak 2014 - BASIN SUSTURULMUŞSA BİR ÜLKE NASIL KONUŞUR?
30 Aralık 2013 - İNSANLIĞA SİPARİŞİM VAR
09 Aralık 2013 - “Alelade politikacılıkla milleti parçalamak ihanettir.”
06 Aralık 2013 - Seçmek ve Seçilmek
10 Mayıs 2013 - Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.
06 Nisan 2013 - Cumhuriyet Devrimi ve Kadın
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH