Ana Sayfa > 25 Nisan 1915 Kara Savaşları

Bin sekizyüzlü yılların başlarında Osmanlı topraklarında petrolün bulunması, 
Osmanlı’yı bölüp parçalamadan petrole hakim olmanın zorluğunu bilen,
“Denizlere hakim olan Dünya’ya hakim olur” düşüncesiyle hareket eden İngiltere,
Akdeniz’i Karadeniz’e bağlayan Çanakkale boğazına ve İstanbul’a sahip olmak istiyordu.

      Tarihte hiç yenilgi almamış olan İngiliz donanması Fransa’nın da desteğiyle
Dünya’nın en büyük donanmasını oluşturuyordu. Bu donanmaya hiçbir gücün karşı duramayacağını sanıyorlardı.

      Çanakkale’ye ilk saldırı 3 Kasım 1914’te Gelibolu yarımadasının en ucunda bulunan
Seddülbahir’e karşı gerçekleştirildi. Bu bombalama 86 şehit vermemize,
cephanelikte bulunan 11 ton barut ve 360 ağır mermisinin patlamasına neden olmuştur.

      Emperyalist donanmalar 19 Şubat, 21 Şubat, 7 Mart ve 12 Mart 1915’te
Çanakkale boğazını geçmeyi denedilerse de başarılı olamadılar.

      İngiltere ve Fransa’nın 18 adedi döneminin en büyük savaş gemisi olan
103 gemisi ile 18 Mart 1915 tarihinde boğaza girdiler. Savaş saat 11.00’de başladı.
Rumeli merkez bataryaları çok yoğun bir ateş altındaydı.
Mermilerin çoğu tabyalar içine düşmüş, telefon hatları bozulmuş, yangınlar çıkarmıştı ve şehitler verilmişti.
Saat.14.00’e doğru beklenmedik bir şey olur.
Türk topçularının ateş menziline giren düşman donanmasına karşı top atışı başlamıştır.
İsabet alan Suffren gemisi boğazı hızla terk etmekte ve Bouvet’te onu izlemekteydi.
Nusretin bıraktığı mayınlara çarpan Bouvet’te bir iki patlama olur.
3 dakika içinde 603 askeriyle sulara gömülür.

Gouloıs isabet almış ağır yaralarla boğazı terk ediyordu.
Mayına çarpan Inflexible’nin durumu kötüydü.
İrrisistible mayına çarptı batmaktan kurtulamadı.
Mecidiye tabyasında bulunan biri hariç bütün arkadaşlarını şehit veren Seyiy Onbaşı
215 okka mermiyi kaldırıp namluya sürüp ateşlediğinde,
İngilizlerin Ocean gemisinin dümenine isabet etti.
Kontrolü kaybeden gemi Nusretin bıraktığı mayına çarpıp battı.
Donanma komutanı De Robeck geri dön emri verdiğinde,
düşman 800 ölü Mehmetçik 79 şehit vermişti.

      Ve karadan geçmeye karar verdiler.
25 Nisan 1915 sabahı saat 04’te General Sir Lan Hamilton
komutasında, 400 gemi, 42 uçak, 80.000 askerle Gelibolu yarımadasına girdiler.
13 bölükten ve ikinci kademede bir alaydan oluşan İngiliz kuvvetleri Ertuğrul koyuna
çıkarma yaptılar
. Denizden karaya top mermisi düşmedik yer bırakmamışlardı.
Yahya Çavuş ve 67 Mehmetçik mevzilerine çok iyi gizlenmiş,
sabır ve bilinçli davranarak makineli tüfek atışlarıyla,
denizden karaya çıkmakta olan 2000 İrlandalıya kayıp verdirmiş,
ölenler arasında 3. Tugay komutanı Fransız General Napier’de bulunmaktadır.
İngiliz gözlem uçağı pilotu raporunda Ertuğrul koyunun
50 metre açığa kadar kandan kıpkırmızı olduğu ibaresi geçmektedir.

      Aynı gün 25 Nisan’da Anzaklar’da Arıburnu’ndan çıkarma yapmışlardı.
Bigalı köyünde bulunan 19. Tümen komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal
yoğun silah seslerinden ve gelen raporlardan çıkarmanın başladığını ve çok
çetin geçtiğini anlamıştı. 57. Alayı derhal Conkbayırı’na sevk etti.
iki saatte Conkbayırı’na ulaşmışlardı. Olup biteni anlamak için birliğini orada bırakıp ileri yürüdü.
Gözetleme askerlerinin geriye kaçmakta olduğunu gördü, aralarında şu konuşma geçti.
-“Niçin kaçıyorsunuz?” dedim.
-“Efendim, düşman.” Dediler.
-Nerede?”
-“İşte”, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
-“Düşmandan kaçılmaz” dedim.
-“Cephanemiz kalmadı” dediler.
-“cephaneniz yoksa süngünüz var.” Dedim ve bağırarak süngü taktırdım, yere yatırdım.
Düşman ne olduğunu anlayamadığı için onlarda yere yatmışlardı.
Mustafa Kemal mermisi bitmiş birkaç askeriyle düşmanı durdurmayı başarmıştı.
Bu fırsattan faydalanıp hemen birliğinin yanına geldi.
25 Nisan 1915’te saat 10’da 57. Alaya şu tarihi emri verir.
Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.
Biz ölünceye kadar geçecek zamanda yerimizi başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir.”.

 
      Savaş bütün hızıyla devam ediyordu. Savaşta gösterdiği askeri dehadan dolayı,
Kurmay Albay olan Mustafa Kemal, 8 ağustos 1915’te Anafartalar grup komutanlığına getirildiğini
haber alır almaz, çamlı tekke’de bulunan Anafartalar grubu karargâhına hareket etti.
Anafartalar grubu komutanı olan Mustafa Kemal, Conkbayır’ı ve Kocaçimen tepelerine
tamamen hakim olmak istiyordu. Daha evvel muhtelif komutanların buraya yaptıkları
taarruzlarda tam netice alınamamıştı.
Yapılacak yeni taarruzun bizzat başında bulunarak kendi idare etmeye karar vermiştir.
10 Ağustos sabahı saat 04.30’da baskın tarzında bir taarruz planlamıştı.
Bu taarruz, süngü hücumu olacaktı. Bu taarruzu Mustafa Kemal şöyle tanımlamaktaydı.
“10 Ağustos 1915’te Conkbayırı’nı almak ve bütün boğazlara
sahip olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı.
Gecenin karanlığı tamamen kalkmıştı, tan ağarmak üzereydi. 8. Tümen komutanı ve diğer subayları çağırdım.
Mutlaka düşmanı mağlup edeceğine inanıyorum.
Ancak siz acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, size kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız.
Bu durumdan askeri de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın tarzında olacaktı.
Sakin adımlarla ve sürünerek düşmana 20-30 metre yaklaştım.
Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı’ndan çıt çıkmıyordu.
Dudakları sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu.
Kontrol ettim, kırbacımı başımın üstüne kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 04.30’da kıyametler kopmuştu.
İngilizler neye uğradığını anlayamamıştı. Allah! Allah! Sesleri bütün cephelerde karanlıkta gökleri yırtıyordu.
Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu.
Düşmanın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her her tarafta şarapnel ve kurşun yağıyordu.
Büyük bir şarapnel parçası kalbimin tam üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu.
Olayı Yarbay Servet Bey’den başka kimse görmedi. Ona parmağımla susmasını emrettim.
Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelere panik yapabilirdi.
Kalbimin üzerinde bulunan saat paramparça olmuştu.
O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım.
Yalnız bu şarapnel vücudumda kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.
Aynı gün gecesi parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman Von Sanders Paşa’ya hatıra olarak verdim.
Çok şaşırmıştı, heyecanlanmıştı. Kendileri de altın saatini bana hediye ettiler”
 
      Savaş 21-22 Ağustos 1915’te Anafartalar’da çok şiddetli çarpışmalarla geçti.
Seddülbahir ve Arıburnu cephesindeki savaşlarda artık İngilizler planlanan hedeflere ulaşamayacaklarını anlamışlardı.
Bütün planları iflas etmişti.
8,5 ay süren Çanakkale savaşları, 20 Aralık’ta İngilizler son birliklerini çekerken, geride:
Türkler; 58 100 şehit, 100 177 yaralı, 10 067 KAYIP, 21 498 hastalıktan ölen, 64 000 sakat toplam: 254 392 şehit ve gazi bırakmış.
Düşman 252 000 ölü ve yaralı vermiştir.

 
      Anafartalar savaşı Çanakkale savaşının kaderini belirlemişti.
Bu bölgedeki Türk kuvvetin başına, genç, cesur, sevk ve idare yeteneği olan
Kurmay Albay Mustafa Kemal’in verilmesi Türkler açısından oldukça büyük bir şans olmuştur.

 
      Çanakkale zaferini kazanarak, vatanı ve bayrağı için şehit olan kahraman Mehmetçik’lerimizi minnet ve şükranla anıyoruz.
Aziz ruhları şad olsun.

İbrahim Kasap
ADD kemalpaşa Şube Başkanı
  
GENEL BAŞKAN

Hüseyin Emre ALTINIŞIK
Atatürkçü Düşünce Derneği
Genel Başkanı

Atatürk Resimli Hediyelikler
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Ana Sayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH